Restorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Restorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.11.18

Palazzo Spinelli - Istituto per l'Arte e il Restauro

Restorasyon ve konservasyon konusunda birçok ülkede çalışmalar yapılıyor, öğrenciler yetişiyor.. Zamanla hepsini blogumda incelemeye çalışacağız.. 

Hepinizin bildiği gibi öğrenmenin sonu yok..  Özellikle restorasyon okuyan öğrenciler için söylüyorum; okuldan mezun olduğunuzda yaptığımız iş bir zanaat dalı olduğu için alaylı öğrencilik olayı hep devam.. Umarım karşınıza işini iyi bilen ustalar çıkar çünkü kitaplarda okuduklarınızdan daha fazlasını uygulamalarda öğreneceksiniz.. ve tabii alaylı öğrencilikten bir üst seviyeye çıkmak için istediğiniz kadar okul, kurs, atölye çalışmasına katılarak kendinizi hep geliştirmeye devam edebilirsiniz.. Eğitim şart.. 
 
Bugün sizlere İtalya Floransa'da bulunan bir sanat ve restorasyon enstitüsünden bahsetmek istiyorum.. 

Palazzo Spinelli - Istituto per l'Arte e il Restauro

Mimar Sinan Üniversitesi'nden sonra orda kurslar alabilmek için İtalyanca öğrendim gerçi kullanılmayınca lisan unutuluyor.. Bu kendime bir hatırlatma olsun İtalyanca pratik yapmayı unutmamalıyım :))

Palazzo Spinelli de çok çeşitli kurslar ve eğitim programları var dönemleri takip ederseniz kendinize uygun olanı bulabilirsiniz.. Örneğin az bir vaktiniz var ise yaz kursları sizin için doğru seçenek olabilir.. Asistan konservatör olmak için teknik kurslarından faydalanabilirsiniz.. Veya daha kapsamlı bir eğitim için master kurs programına katılabilirsiniz.. 

Detaylı inceleyebilmeniz için aşağıya linkini bırakıyorum




21.2.11

Araştırma: Van Gogh sarısı gün ışığının etkisiyle koyulaşıyor..


Hollanda - Amsterdam kentinde bulunan Van Gogh Müzesi'nde yapılan araştırmalar sonucunda, ünlü ressamın açık sarı elde etmek için kullandığı beyaz ve sarı karışımının tablo üzerindeki cila ile temasında gün ışığının tetiklemesi sonucunda meydana gelen kimyasal reaksiyon ile sarı renklerin zamanla koyulaşmakta olduğu, kahverengiye dönüştüğü ortaya çıkmıştır.

Müze yetkilisi Ella Hendriks "Araştırma, tabloların nasıl eskidiği ve renk değiştirdiği konusunda önemli bir tespit yaptı. Tabi nasıl korunacağına da yol gösteriyor. Gelecek nesillere tabloların renk değiştirmeden ulaştırmanın en kolay yolu tabloları güneş ışığından uzak tutmak"dedi.

Bu araştırma Hollanda, Fransa,  Belçika ve İtalya'dan çok sayıda uzman bilim adamının katıldığı özel bir ekip tarafından gerçekleştirildi. 

Analitik kimya adlı Amerikan bilim dergisinde yayınlanan makaleye göre, bilimadamları çok ince mikroskopik X ışını kullanarak kimyasal reaksiyonu tespit etti.


10.1.11

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti_Kentsel Projeler_Restorasyon/ Kariye Müzesi

Kariye Müzesi
İstanbul 2010 AKB Ajansı'nın desteği ile onarılıyor.. Kariye Manastırı, Bizans Dönemi'nin İsa'ya adanmış en önemli manastırlarından. Türkiye'deki eski kiliseler arasında, içinde en fazla mozaiğe sahip olanı. 6.YY başlarında inşa edildiği bilinen Kariye Manastırı, fetihten sonra camiye çevrildi, 1948'den bu yana da müze olarak kullanılıyor. İstanbul'daki müzeler arasında günlük ziyaretçi sayısı bakımından üçüncü sırada geliyor. Mozaikleri ve freskleriyle sanat tarihi açısından önde gelen yapılardan olan Kariye, hem İstanbul kent tarihi hem de kültür turizmi açısından çok önem taşıyor. İstanbul 2010 AKB Ajansı desteğiyle müze için bugüne kadar hazırlanmamış projeler üretildi.

Kariye Müzesi - Mozaik - Detay

Restorasyon uzmanı yüksek mimar M.Çıngı Salman, hem müze yapısını hem de mozaiklerini ön plana çıkaracak bir restorasyon projesi hazırladıklarını, projeyle yapının gelecek kuşaklara aktarımı için gereken korumanın alt yapısını oluşturduklarını söylüyor.

Kariye Müzesi - Kubbe

Kariye Müzesi - Kubbe - Mozaik - Detay

6.YY başlarında inşa edildiği bilinen, Osmanlı Döneminde cami olarak kullanılan yapının etrafında zamanla oluşan medrese, tekke, türbe, çeşme, imaretle birlikte bir manzumenin merkezi olan Kariye, İstanbul'daki müzeler arasında günlük ortalama ziyaretçi sayısı bakımından Ayasofya Müzesi, Topkapı Müzesi'nin ardından üçüncü sırada geliyor.  Mozaikleri ve freskleriyle kültür turizmi açısından önem taşıyor.

Kariye Müzesi - Mozaik - Detay
Bütün bu önemine rağmen Kariye Müzesi, gerekli fiziksel şartların sağlanamaması nedeniyle bir taraftan tahrip olmaya devam etmiş, diğer taraftan da ziyaretçilerine değerlerini yeteri kadar sergileyememesi saptanmış.

İstanbul 2010 AKB Ajansı desteği ile Kariye Müzesi'nin projelerini Işık Proje Hizmetleri tarafından hazırladı. Müzenin öncelikle bugüne kadar hazırlanmamış rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanması sağlandı. Restorasyon uzmanı, yüksek mimar M.Çıngı Salman ziyaretçi sayısının yoğunluğuna ve rutubet sorunu olan yapının bu kadar yoğun ziyaretçiyi kaldıramadığına dikkat çekiyor. Çözüm önerisi ise son derece uygulanabilir: "Müzeye bir anda 250-300 kişilik ziyaretçi kafilesi gelebiliyor. Onların nefes alıp vermeleri sonucu oluşan nem bile mozaikleri olumsuz etkiileyebiliyor. Ziyaretçiler daha küçük gruplarla müzeye alınabilir."

Kariye Müzesi - Mozaik - Detay

Projenin Adı: 
Kariye Müzesi Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon ve Tesisat Projelerinin Hazırlanması

Müellifi/ İlgili İdare:
İstanbul İli Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Süre: 
7 Ay

Bütçe:
159.300TL

Başlangıç - Bitiş Tarihi: 
07.05.2009 - 08.12.2009

Özeti/ Hedefi/ Amacı:
6.YY başlarında ina edildiği bilinen Kariye Manastırı, Bizans Döneminin önemli manastırlarından biri olup manastırın ayakta kalan kilise yapısı, önce camiye daha sonrada müzeye çevrilmişti. Kariye Müzesinin rölöve, restitüsyon, restorasyon ve tesisat projelerinin hazırlanarak yapının belgelenmesi ve restorasyon uygulamalarına gerekli zemini oluşturan projeler İstanbul 2010 AKB programı kapsamında hazırlatıldı.

6.1.11

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti_Kentsel Projeler_Restorasyon_Arkeoloji Çalışması/ Küçükyalı Arkeolojik Park

İstanbul Anadolu Yakasında gerçekleşen en kapsamlı arkeoloji çalışması olan Küçükyalı ArkeoPark, kentin tarihi hakkında önemli ipuçları veriyor.

Küçükyalı'daki Orta Bizans dönemi Satyros Manastırı'nın içinde bulunduğu alan, arkeolojik park olarak İstanbul'a kazandırılıyor. İstanbul'un ilk ve tek arkeoloji parkı Küçükyalı ArkeoPark, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı çalışmaları çerçevesinde hayata geçiriliyor.

ArkeoPark Projesi ile Küçükyalı'daki arkeolojik alanın koruma altına alınması ve kentin tarihine ışık tutulması amaçlanıyor. İstanbulluların kazı alanıyla yakın ilişkide olması planlanan proje çerçevesinde arkeolojik alanın etrafında halkın kullanımına açık yeşil bir alan oluşturulacak. Tarihi alan arkeolojik verilerini öne çıkaran kültür ve dinlence alanı olarak gezilebilecek, bilgi merkezi ve eğitim atölyeleriyle etkinlikler merkezi haline getirilecek.





İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteği, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü, Maltepe Belediyesi ve semt halkının işbirliğiyle 2008'den bu yana süren proje kapsamında yapılan arkeolojik kazılarda bugüne kadar örneği bulunmayan 9.YY mimarı kalıntıları ve Orta ve Geç Dönem Bizans sikkelerine ulaşıldı. Alanda ortaya çıkan mühürler, keramikler, kandiller ve yiyecek içecek kalıntıları dönemin gündelik yaşamına dair önemli ipuçları veriyor. Patrik mezarı ise alandaki en önemli bulgulardan. İmparator I. Mikhael'in oğlu Ignatius'a ait mezar, Vatikan arşivindeki 11.YY'a ait bir tasvirde resmedilmiş Bu tasvirde 877 yılında ölen Ignatius'un Ayasofya'da gerçekleşen defin töreninin ardından Küçükyalı'ya getirilip mezara nakledilmesi yer alıyor; o tarihlerde ayakta olan, Adalar'dan ve denizden görünen etkileyici anıt yapı belirgin bir şekilde görülüyor. Bölgede Bizans İmparatorunun yazlık sarayının da bulunduğu biliniyor. Alt yapıyı oluşturan büyük sarnıcın ise Kayışdağı'ndan getirilen suyu depolamak için kullanıldığı tahmin ediliyor. Çok kubbeli sarnıcın üst bölümü bugün çökmüş durumda. Ancak üstündeki Satyros Manastırı'nı taşıyan büyük açıklıklı bölüm ilk günkü gibi ayakta duruyor.


ArkeoPark ile İstanbul ne kazanacak?

Arkeolojik alan koruma altına alınarak tahribatın önüne geçilecek
Kentin tarihine ışık tutulacak
Rehberli turlar ve güncel sanat etkinlikleri düzenlenecek
Bilgi danışma merkezi ve eğitim atölyeleri kurulacak ve alan bir etkinlikler merkezi haline getirilecek
Arkeolojik alanın etrafında halkın kullanımına açık bir koruma bandı ve yeşil alan oluşturulacak
Tarihi alan bir kültür ve dinlence alanı olarak gezilebilecek
Alan, bölgenin gelişmesine ve yaşamın zenginleşmesine katkı yapacak
Sürdürülebilir bir planlama modeli ile kültürek mirasın korunması ve gelişmenin yanı yana, birbiriyle çelişmeden, birbirini destekleyerek gerçekletirilebileceği gösterilecek


Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Alessandra Ricci, Satyros Manastırı'nın Patrik Ignatius tarafından yaptırıldığını ve bu kompleksi oluşturan binaların çoğunlu bütünlüklerini günümüze kadar koruyamadıkları halde İstanbul'daki Bizans arkelolojisi adına emsalsiz olduklarını söylüyor.

Ricci "Yeraltı sarnıcı ve ona bağlı su kanalı, sarnıcı çevreleyen ve dikdörtgen bir platform oluşturan istinat duvarı, platformdaki mimari kalıntılar.. Hepsi yapıldıkları zamana göre yenilikçi mimari öğeler taşıyor. Manastır Kulesi geçen yıl kazıldı. 2010'da Manastır Kilisesi'nin kazılması planlanıyor" diyor.

Doğumundan beri Çınar Mahallesi'nde yaşayan ve babası geçmişte semtin muhtarı olan Ayşem Moroy, yıllardır bu arkeolojik alanın korunması için büyük bir çaba gösteriyor. Mahalle halkı da arkeolojik alanın yaşam kalitesini geliştireceğini düşünüyor. Ayrıca, Alman, Fransız, İtalyan, Türk çok sayıda arkeolog bu projeye destek veriyor.

Proje Fiat-Tofaş'ın yanı sıra İtalya'daki Milano Politeknik Üniversitesi de katkı sağlıyor. Proje çerçevesinde 2009 yılının ağustos ayına kadar yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen çok sayıdaki veri, proje ekibi tarafından kayda geçirildi.

Proje Adı:
Küçükyalı Arkeo Park Projesi II

Müllifi/ İlgili İdare: 
Dr. Alessandra Ricci, Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü

Süre:
Haziran 2010 - Aralık 2010

Bütçe:
707.333TL

Özeti/ Hedefi/ Amacı:
2008'de başlamış 2009'da İstanbul 2010 AKB Ajansı'nın katkılarıyla devam etmiş olan kazının, konservasyon ve restorasyon çalışmalarının 2010 yılında devam etmesi planlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na İstanbul Arkeoloji Müzeleri ortaklığıyla koruma projesi statüsü için başvuruldu. Koruma projesi statüsü bu proje için 3 yıl (2010-2012) olarak belirlendi ve arkeolojik çalışmalar, koruma projeleri ve diğer aktiviteler yıl boyunca sürdürülebilecek. Projenin 2010 yılında gerçekleşmesi planlanan bölümü, arkeolojik kazı çalışmalarıyla araştırılması, gerekli restorasyon ve konservasyon işlemlerinin yapılması, semt sakinlerine kültürel miras ve tarihsel bilinç farkındalığı kazandırılmasını amaçladı.

5.1.11

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti_Kentsel Projeler_Restorasyon/ Kılıç Ali Paşa Camii



Kılıç Ali Paşa Cami


Kaptan-ı Derya Kılıç Ali'nin Mimar Sinan'a yaptırdığı Kılıç Ali PAŞA CAMİ, Beyoğlu'nun Tophane semtinde bulunuyor.İstanbul ulaşımının kilit noktalarından birinde bulunan, deniz ve kara trafiğinin yarattığı hava kirliliğinden olumsuz etkilenen bu 16.YY yapısı caminin 2010 projeleri kapsamında yapılacak esaslı restorasyonuyla hayatı devam ettirilecek..

Osmanlı Dönemi İstanbul'unda şehrin başlıca iskelelerinin başlarında bir cami bir de çeşme yapılıyordu. Galata taraflarının en önemli şehir iskelelerinden Tophane İskelesi başında da Kılıç Ali Paşa Cami'nin yeri seçilirken, kurucusu Kaptan-ı Derya Kılıç Ali'nin uzun denizcilik yaşamının göz önünde tutulduğu, su kıyısına yakın bu yerin bu nedenle uygun görüldüğü sanılıyor. Şehir topografyasındaki değişiklikler yüzünden bugün cami ve külliyesi ne yazık ki artık kıyıdan uzakta bulunuyor.

Kılıç Ali Paşa Cami _ İç Görünüş
Caminin cümle kapısı üzerindeki tarih kitabesinden 1580-81 yıllarında tamamlandığı anlaşılıyor. Buna göre Kılıç Ali Paşa Cami, Sinan'ın yaşlılık döneminde yarattığı son eserlerden biri. Mimar Sinan, çok daha küçük ölçüde olmak üzere, Ayasofya'nın planını ve Osmanlı Dönemi Türk Mimarisinin unsurlarını kullanarak bu eserini inşa etmiş. Böyle bir uygulamaya geçmiş olması, Sinan'ın bir değişiklik denemesi yapma isteğiyle açıklanıyor. Ayasofya ile benzerliği en fazla vurgulayan elemanın, iki yandaki birer çift destek payandası olduğu, burada Mimar Sinan'ın çok iyi incelediği Ayasofya planı ile üst yapısını, gerek estetik gerek statik bakımlardan kusursuz olarak, değişik bir mimari anlayışla yorumladığı söyleniyor. Bu bakımdan Kılıç Ali Paşa Cami'nin basit bir taklit değil, Ayasofya mimarisinin geliştirilmiş bir aşaması olduğu belirtiliyor.

Kılıç Ali Paşa Cami

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün mülkiyetindeki külliyenin içerisinde yer alan bu önemli camimizin onarımı, 2010 projeleri kapsamında yapılmaktadır.


Projenin Adı: 
Beyoğlu Kılıç Ali Paşa Cami Restorasyonu

Müellifi/ İlgili İdare: 
Vakıflar Genel Müdürlüğü

Süre: 
400 gün

Bütçe: 
7.202.720TL

Başlangıç-Bitiş Tarihi: 
19.04.2010 - 23.05.2011

Özeti/ Hedefi/ Amacı:
16.YY Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa'nın Mimar Sinan'a yaptırdığı, Beyoğlu ilçesinin Tophane semtinde  bulunan Kılıç Ali Paşa Cami, Ayasofya'nın küçük boyutta bir kopyası niteliği taşıyor.Vakıflar Geneş Md. müşkiyetindeki külliyenin içerisinde yer alan caminin restorasyonu İstanbul 2010 AKB programı kapsamında yapılıyor. Çeşitli dönemlerde onarılan caminin kurul onaylı projesine, devlet ve üniversite arşivlerinde yer alan belgelere, yerinde yapılan ayrıntılı araştırmalara göre elde edilen verilere dayalı olarak bilimsel kurulun kararları doğrultusunda restorasyonun gerçekleştirilmesi amaçlanıyor.




22.12.10

Restorasyon: Velázquez

Metropolitan Sanat Müzesi kuratörleri ve konservatörlerinin teknik çalışmaları ve bir yıl süren restorasyon uygulamasının sonucunda,  IV. Philip’in tam boy portresi MET Koleksiyonunda görülebilir..


IV.Philip_Detay

IV.Philip_Detay_Restorasyon_Önce
IV.Philip_Detay_Restorasyon_Sonra

10.12.10

Haydarpaşa Garı Yandı!


Her sabah ve akşam önünden geçerken özellikle Mimar Sinan Üniversitesi yıllarımda hayranlıkla izlediğim Haydarpaşa Garı ansızın yanınca canım yandı, çok üzüldüm..


Geç kaldım belki düşüncelerimi yazmak için.. Lütfen böyle hatırlamayalım, acilen en güzel şekilde aslına uygun restore edilsin İstanbul'un silüetinin orjinal tarihi parçası..

18.11.10

Ayasoyfa Yeniden Işıl Işıl ..

Yaklaşık 1 yıl süren restorasyon çalışmaları başarıyla tamamlandı.

Ayasofya

Ayasofya Müzesi'ni aydınlatan top kandillik ile çevresindeki küçük kandillikler aslına uygun olarak yapılan bakım onarım çalışmaları sonucunda bugün ışıl ışıl yanıyor..

Osmanlı Döneminde yapılan, selatin camilerindeki en büyük hat levhalar olan, 7.5m çapındaki hat levhalar eski ihtişamına kavuştu.

Üzerinde Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin'in isimlerinin yazılı olduğu ve yapımında ıhlamur ağacının kullanıldığı, dünyanın bilinen en büyük hüsn-i hat levhaları da hattatların bakım onarım çalışmaları sonucunda ilk halindeki ihtişamına kavuştu.

Ayasofya_İç 


14.11.10

ICOMOS_Arkeolojik Mirasın Korunması ve Yönetimi Tüzüğü (1990)


GİRİŞ
İnsan topluluklarının kökenleri ve gelişimleri hakkında bilgilenmenin ve onları anlamanın, insanlığın kültürel ve sosyal köklerini tanımak bakımından çok önemli olduğu genel kabul görmektedir.

Arkeolojik miras, geçmişteki insan etkinliklerinin temel belgesini oluşturmaktadır. Dolayısıyla, arkeolog ve diğer bilim adamlarının onu günümüz ve gelecek kuşakların yararına incelemesi ve yorumlayabilmesi için  korunması ve doğru yönetimi şarttır.

Bu mirasın korunması yalnız arkeolojik tekniklerin uygulanması   ile başarılamaz. Daha geniş mesleki ve bilimsel birikime, becerilere gerek vardır. Arkeolojik mirasın bir bölümü mimari yapıtlardır ve mimari miras  kapsamına giren kalıntılar 1964 tarihli Anıtların ve Sitlerin Korunmasıyla ilgili Venedik Tüzüğü’ne göre korunmalıdır. Arkeolojik mirasın diğer ögeleri yerel halkın yaşayan geleneklerinin parçasını oluşturur; bu tür yerler ve anıtların korunmaları ve yaşatılabilmeleri için yörenin kültürel guruplarının katılımı gereklidir.

Bu ve başka nedenler dolayısıyla, arkeolojik mirasın korunması birçok disiplinin uzmanlarının  etkin işbirliğine dayandırılmalıdır. Ayrıca devlet yetkilileri, akademik araştırmacılar, özel veya kamu girişimcileri ile halk arasında işbirliği gerekir. Bu tüzükle arkeolojik mirasın yönetiminin değişik yönlerine ilişkin ilkeler ortaya konulmaktadır. Bunlar arasında kamu yöneticilerinin ve yasa koyucularının sorumlulukları, envanterleme süreçlerinin gerektirdiği mesleki yetenekler, belgeleme, kazı, araştırma, sürekli bakım, koruma, yeniden yapım, bilgi verme, sunuş, halkın erişimi ve kültür mirasının kullanılması ile arkeolojik mirasın korunmasında görev alacak meslek adamlarının nitelikleri yer almaktadır.

Bu tüzük hükümetler kadar bilim adamı ve uzmanların koruma politika ve uygulamalarına yol gösterici ve fikir kaynağı olan Venedik Tüzüğü’nün  başarısından esinlenerek hazırlanmıştır.

Tüzük evrensel geçerliliği olan temel ilkeleri ve yol gösterici kuralları yansıtmalıdır. Bu nedenle dar bölgelerin ve ülkelerin özel sorunlarını ve olasılıklarını ele alamaz. Bu tür ihtiyaçları karşılamak için, tüzük bölgesel ve ulusal düzeyde ek ilkeler ve yönlendirici kurallarla desteklenmelidir.

MADDE 1. TANIM VE GİRİŞ
 “Arkeolojik miras” temel verileri   arkeolojik yöntemlerle ele edilen maddi mirastır  .İnsan varlığının her tür  izini kapsar ve her tür insan etkinliğini yansıtan yerleri, terk edilmiş yapıları,  toprak  ve su altındaki sitler de dahil olmak üzere  her tür kalıntıyı , bunlarla ilişkili taşınabilir  tüm kültürel malzemeyi içerir.

MADDE 2. BÜTÜNLEŞİK KORUMA POLİTİKALARI
Arkeolojik miras hassas ve yenilenemeyen bir kültürel kaynaktır. Arkeolojik mirasın yokoluşunu en aza indirmek için arazi kullanımları  denetlenmeli ve geliştirilmelidir.

Arkeolojik mirasın korunmasıyla ilgili politikalar arazi kullanımı, gelişme ve planlama kadar kültürel, çevresel ve eğitim politikalarının önemli bir bileşeni olmalıdır. Arkeolojik mirasın korunmasıyla ilgili politikalar sürekli olarak gözden geçirilmeli, güncel tutulmalıdır. Arkeolojik rezerv alanlarının yaratılması bu tür politikaların parçası olmalıdır.

Arkeolojik mirasın korunması uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel düzeydeki planlama politikalarıyla bütünleştirilmelidir.
Halkın etkin katılımı arkeolojik mirasın korunması  ile ilgili politikaların bir parçası olmalıdır. Karar vermek için bu gereklidir. Halka bilgi verilmesi bütünleşik korumanın önemli bir bileşenidir.

MADDE 3. YASA VE EKONOMİ
Arkeolojik mirasın korunması bütün insanlar için  ahlaki bir  görev olarak ele alınmalıdır. Bu aynı zamanda ortak bir toplumsal sorumluluktur. Bu yükümlülük ilgili yasalarda yer almalı ve arkeolojik mirasın etkin yönetimi için gerekli maddi kaynaklar   sağlanmalıdır.

Arkeolojik miras bütün insanlığın malıdır. Dolayısıyla korunması için gerekli kaynağın sağlanması her ülkenin görevi olmalıdır.

Yasalar her ülkenin ve bölgenin gereklerine, tarihine ve geleneklerine uygun olarak arkeolojik mirasa yerinde koruma ve araştırılma olanağı sağlamalıdır. 

Yasalar arkeolojik mirasın bütün insanlığın ve halk topluluklarının mirası olduğu kavramından hareket etmeli, tek bir kişi veya ulusa bağlanarak sınırlandırılmamalıdır.

Yasalar ilgili arkeolojik mercinin kararı olmadan  anıt ve sitlerle   çevrelerinin değişiklik  yapılarak yok edilmesini,  zedelenmesini veya  bozulmasını  engellemelidir.

Arkeolojik mirasın yok edilmesine izin verildiği durumlarda, yasalar tam bir arkeolojik araştırma ve belgeleme istemelidir.

Yasalar arkeolojik mirasın bakım yönetim ve korunmasını istemeli ve kaynak sunmalıdır. Arkeolojik miras yasalarının çignenmesi durumunda, yapılacak yasal işlemler tanımlanmalıdır.

Eğer yasalar arkeolojik mirasın yalnız tescil edilmiş bölümlerini koruyorsa, henüz tescil edilmemiş   veya yeni bulunmuş anıt ve sitlere , arkeolojik değerlendirilmeleri yapılıncaya kadar geçici koruma sağlayacak olanak sağlanmalıdır.

Bayındırlık projeleri arkeolojik miras için en büyük tehditlerden birini oluşturmaktadır. Bu nedenle, uygulama projelerine geçilmeden önce arkeolojik etkilenme araştırmalarının yapılması  zorunluluğu getirilmeli, bu tür araştırmaların maliyetlerinin proje masraflarınna eklenmesi koşulu,  yasaya konulmalıdır. Bayındırlık projelerinin arkeolojik mirasa en az zarar verecek şekilde planlanması geregi yasanın temel ilkelerinden biri olmalıdır.

MADDE 4. BELGELEME
Arkeolojik mirasın korunması onun içeriği ve niteliği hakkında mümkün olabilecek en ayrıntılı bilgiye dayandırılmalıdır. Arkeolojik kaynakları genel olarak gözden geçirmek koruma stratejisi geliştirmek için gerekli bir araçtır. Bu nedenle, arkeolojik mirasın korunması ve yönetiminde temel görev arkeolojik araştırma olmalıdır.

Envanterler de, bilimsel çalışma ve araştırma için temel veri tabanını oluştururlar. Envanter hazırlanması sürekli ve dinamik bir süreç olarak düşünülmelidir. Yüzeysel bir bilgi dahi koruma önlemleri alınması için bir başlangıç noktası oluşturabileceğinden, envanterler değişik önem ve güvenilirlik düzeylerinde bilgiler içermelidirler.

MADDE 5. ARAŞTIRMA
Arkeolojik bilgi temelde arkeolojik mirasın bilimsel araştırmasına dayanır. Bu araştırmalar zarar vermeyen tekniklerden, örnek alma ve  kazıya kadar değişen yöntemleri kapsar.

Arkeolojik miras hakkında bilgi toplama işlemi sırasında, araştırmanın hedefi olan arkeolojik verilerin yok edilmemesi temel ilke olmalıdır; müdahaleler araştırmanın korumaya yönelik yönü veya bilimsel bakımdan gerekli olanla sınırlı kalmalıdır. Dolayısıyla arkeolojik alanın tümünü kazmak yerine, mümkün olabildiğince zarar vermeyen tekniklerle araştırma, yerden ve havadan belgeleme ve örnek alma yöntemleri teşvik edilmelidir.

Belgelenecek ve korunacak veriler arasında bir tercih yapma zorunluluğunu ortaya koyduğu, hatta bazen bir anıtın tümüyle ortadan kalkmasına neden olabildiği  için,  kazı  yapma kararı , durum ayrıntılı olarak gözden geçirdikten sonra ele alınmalıdır.

Kazılar  kentsel büyüme, arazi kullanımı değişimi, soygun ve doğal  bozulma gibi etkenlerden zarar gören anıt ve  sitlerde yapılmalıdır.

Ender durumlarda, tehlike altında olmayan sitlerde de kazı yapılabilir. Burada amaç   araştırma sorunlarına açıklık getirmek veya onları halka daha iyi  sunabilmektir. Bu gibi durumlarda kazı öncesinde sitin önemi ayrıntılı olarak bilimsel değerlendirmeden geçirilmelidir. Kazı kısmi olmalı, gelecekteki araştırmalar için dokunulmamış bir kısım  bırakılmalıdır.

Kazı tamamlandıktan makul bir süre sonra, belirli bir standarda göre hazırlanacak  kazı raporuyla  araştırmanın sonuçları bilim dünyasına duyurulmalı ve rapor ilgili arşive konulmalıdır.

Kazılar UNESCO’nun 1956 tarihli Arkeolojik Kazılarda Uygulanması Önerilen Uluslararası İlkeler’ine ve kabul edilmiş uluslararası ve ulusal mesleki standartlara uygun olarak yürütülmelidir.

MADDE 6. BAKIM VE KORUMA
Arkeolojik miras yönetiminin genel hedefi, bütün ilgili belge ve koleksiyonların da uzun vadeli koruma ve bakımını sağlayarak, anıt ve sitleri yerinde korumak olmalıdır. Bu mirasın bazı ögelerinin yeni konumlara taşınması mirası özgün ortamında koruma kuralının çiğnenmesi anlamına gelir. Bu ilke surekli bakım, koruma ve yönetime olan gereksinimi vurgulamakta, ayrıca eğer kazıdan sonra gerekli bakım ve yönetim sağlanamayacaksa, arkeolojik mirasın kazılarak ortaya çıkarılmamasını ve çıkarıldıktan sonra  her türlü etkene açık bırakılmaması gerekliliğini hatırlatmaktadır.

Arkeolojik mirasın korunmasını teşvik için yerel ilgi ve katılım etkin olarak araştırılmalı ve desteklenmelidir. Bu ilke özellikle yerli halkın ve yöresel kültür guruplarının mirası söz konusu olduğunda önemlidir. Bazı durumlarda anıt ve sitlerin korunmasını ve yönetimini yerli halka bırakmak doğru olabilir.

Kaynakların kısıtlı olmasına bağlı olarak, etkin bakımda seçmeci davranmak gerekebilir. Bu durumda yalnız önemli ve gösterişli anıtlarla sınırlı kalınmamalı, anıt ve sitlerin  önem ve temsili karakterleri bilimsel olarak değerlendirilerek, değişik türleri içeren örneklere uygulanmalıdır.   

UNESCO’nun 1956 tarihli tavsiyelerinin arkeolojik mirasın bakım ve korunmasıyla ilgili ilkeleri uygulanmalıdır.

MADDE 7. SUNUŞ, BİLGİ, YENİDEN YAPIM
Arkeolojik mirasın halka sunulması, çağdaş toplumların kökenlerinin ve gelişimlerinin anlaşılmasına yardım eden önemli bir yöntemdir. Bu aynı zamanda onun korunması gerekliliğinin anlaşılmasına da yardım eden en iyi araçtır.

Sunuş ve bilgi verilmesi mevcut bilimsel verilerin popüler bir yorumu olarak ele alınmalı ve bu nedenle sürekli güncelleştirilmelidir. Sunuşta, geçmişi anlama yaklaşımlarının çok yönlülüğünün gözetilmesi gerekir.

Yeniden yapımlar deneysel araştırma ve yorum gibi iki önemli işleve hizmet ederler. Mevcut arkeolojik  verilere zarar vermemeleri için çok özenle yapılmalı; özgün nitelikleri yakalayabilmek için bütün kaynaklarda mevcut bilgilerden yararlanılmalıdır.

Mümkün ve uygun olduğunda, yeniden yapımlar doğrudan arkeolojik kalıntılar üstünde yapılmamalı ; yeniden yapım oldukları anlaşılabilmelidir . 

MADDE 8. MESLEKİ NİTELİKLER
Arkeolojik mirasın yönetiminde birçok disiplinden yüksek akademik standartlara sahip kişilere gerek vardır. Dolayısıyla   ilgili alanlarda yeterli sayıda nitelikli uzman yetiştirilmesi her ülkenin eğitim politikalarının önemli bir hedefi olmalıdır. Çok özel alanlarda uzman yetiştirilmesi uluslararası işbirliği gerektirmektedir. Uzman eğitimi ve  davranışı  konusunda standartlar oluşturulmalı ve bunlar korunmalıdır.

Üniversitelerdeki  arkeoloji eğitiminin amacı belirlenirken , koruma politikalarında vurgunun kazıdan yerinde korumaya doğru değiştiği gözönüne alınmalıdır. Ayrıca,  arkeolojik mirasın korunması ve anlaşılmasında yerel halkın  tarihinin araştırılmasının anıt ve sitleri araştırmak kadar önemli olduğu dikkate alınmalıdır.

Arkeolojik mirasın korunması sürekli, dinamik bir gelişim sürecidir. Dolayısıyla bu alanda çalışan uzmanların bilgilerini güncelleştirmeleri için zaman verilmelidir. Arkeolojik mirasın korunması ve yönetimi konusunu vurgulayan yüksek lisans programları geliştirilmelidir.

MADDE 9. ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ
Arkeolojik miras bütün insanlığın ortak mirasıdır. Bu nedenle yönetiminde standartlar geliştirilmesi ve onlara uyulması için uluslararası işbirliği gereklidir.

Arkeolojik miras yönetimi konusunda çalışan uzmanlar arasında bilgi ve deneyim alışverişi için uluslararası mekanizmalar oluşturulmasına acil olarak ihtiyaç vardır. Bu amaçla evrensel ve bölgesel düzeyde konferanslar, seminerler, kurslar ve benzerleri düzenlenmesine ve bölgesel lisansüstü eğitim merkezleri oluşturulmasına  gerek vardır. Uzman gurupları aracılığıyla ICOMOS orta ve uzun vadede bu yönde çalışmalar yapmalıdır.

Arkeolojik miras yönetimi standartlarının geliştirilmesi yönünde bir araç olmak üzere, uluslar arasında uzman değişimi konusu da geliştirilmelidir.

ICOMOS’un gözetiminde, arkeolojik miras yönetimi konusunda teknik yardım programları geliştirilmelidir.

ICOMOS’un uzman komitelerinden Arkeolojik Miras Yönetimi Uluslararası Komitesi (ICAHM) tarafından hazırlanan bu tüzük, Ekim 1990’da İsviçre’nin Lozan kentinde toplanan ICOMOS Genel Kurulu tarafından onaylanarak kabul edilmiştir.

Çeviri: Zeynep Ahunbay, 2002

Ajandalarınıza kaydedin 58.Venedik Bienali yaklaşıyor..

MIAMI | Art Basel bizlere en güzel sanat günlerini sunup bittiğine göre artık önümüzdeki büyük sanat olaylarına bakabilir, ajandamıza kayded...